10 Şubat 2012 Cuma

Şia namazı

mühür şii tehlikesi iran şia namaz fitne bidat 

Şiiler, namazı üç vakte indirmiştir

Şiiler, açık ayetlere ve Hz. Peygamber’in (sav) sahih hadislerine rağmen, namazı 5 vakit yerine, 3 vakit olarak kılmaktadır. Hz. Peygamber’in can tehlikesi ve hacc gibi istisnai durumlarda bazı namazların bir arada kılınabileceğine ilişkin ruhsatı varken, Şiiler bunu ruhsat olmaktan çıkarıp dinin esası haline getirmiştir. Şiiler maalesef İslam’ın beş şartından biri olan beş vakit namazı da tahrif etmiştir.

 

Dinimizde, namaz 5 vakittir!

Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farz olması Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuştur; bu işaretler Rasulüllah’ın kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur’an-ı Kerim’deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamberimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi, bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür olarak, günümüze kadar devam etmiştir.

Kur’an-ı Kerim’ de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Suresi’nin 130. ayetinde, “Güneşin doğmasından önce de (sabah namazı), batmasından önce de (ikindi namazı) Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde (yatsı namazı) ve gündüzün iki ucunda da (öğlen ve akşam namazları) tesbih et ki, rızaya ulaşasın” buyrulmuştur. Güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere, beş ayrı vakitte Cenab-ı Hak’kı tesbih, yani namaz kılmak emredilmiştir.

Mîrâç’ta Cenab-ı Hak, Peygamberine nice âlemler göstermiş ve 5 vakit namaz bu makamda Hz. Peygamber yoluyla tüm Müslümanlara farz kılınmıştır.

 

Şiiler, namazda kul ile Allah’ın arasına Kerbela’yı Sokuyor

Şiiler namazlarda, Kerbela’dan getirtilen “Kerbela Taşı” (mühür taşı, secde taşı) üzerine secde ederler. Şiiler, Kerbela’da Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinin ardından bu âdete başladıklarını savunurlar. Secde taşı, dine sonradan sokulmuş bir bidattır.

Kerbela taşına secde, namazın manasına ve ruhuna aykırıdır. Namazda, Allah ile insan arasına hiçbir şey girmemelidir. Oysa Şia, namaz kılan kişinin gözü önüne Kerbela taşını koyarak ve secde ettirerek, insanın Allah’ı hatırlaması yerine Kerbela yasını hatırlamasını tercih eder. Çünkü Şia dininin tutkalı, Allah sevgisi değil, Kerbela kinidir. İran’da bu tutkalı gözle görmek mümkündür.

Kerbela taşına, Sünni düşmanlığı, sahabe düşmanlığı, bölücü mezhepçilik gibi birçok anlam yüklenmektedir. Bu manalar, namazın asıl manaları olan kulluk, Allah korkusu, Allah sevgisi ve niyaz manaları ile ters düşmektedir.

Kerbela taşı ile hedeflenen, Şiileri diğer Müslümanlardan ayrıştırmak, namazın ruhunu ve manasını bozmak, Kerbela ağıtını zihinlerde canlı tutmak ve Şiilik kinini günde üç defa dini bir gerekçe ile hatırlatmaktır. Bu ölçüde siyasi propaganda gelmiş geçmiş hiçbir diktatörlükte ve rejimde yapılmamıştır.

Şia, Hz. Peygamber’in kum ve toprak üzerine secde ettiğini, bu sebeple halı ve kilim üzerine secde olmayacağını belirterek, aklınca Kerbela taşının kullanımı ile ilgili dini dayanak (içtihat) oluşturmaya çalışmaktadır. Oysa Hz. Peygamber’in, mevsim şartları sebebiyle ve kilim bulunmadığı zamanlar kuma secde ettiği doğru olsa bile, kendi hanesinde kilim üzerine secde ettiği, yazın sıcak günlerinde mescide hasır serdirdiği ve hasır üzerine secde ettiği Sahih-i Buhari’de nakledilmiştir.

 

Şiiler namazı tahrif etti

Büyük İslam âlimlerinden Abdülaziz Dehlevî (hicri 1159-1239), Şia sapkınlıklarını yine Şia kaynaklara dayandırarak “Tuhfetü’l İsnâ Aşeriyye” isimli eserinde derlemiştir. Bu eserde, namaz konusundaki tuhaflık ve sapkınlıkları şöyle sıralanmıştır:
  • Şiilere göre günahlı bir kimse arkasında namaz kılınmaz. Bu sebeple, İran’daki birçok Şii ibadethanesinde, imamlara, günahsız olduğu düşünülen buluğa ermemiş çocuk imamlar eşlik eder.  İmam çocuğa, cemaat ise imama uyar. Böylece günahsız bir imam arkasında namaz kılınmış olur. Bundan dolayı Şiiler, Sünni imamları günahkâr gördükleri için, arkasında namaz kılmazlar.
  • Bazı Şia fırkalarında, namaz esnasında rükûdan sonra eller açılarak, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa gibi büyük sahabelere hakaret ve lanet edilir.
  • Şiiler, namaz kılarken birçok tahrif edilmiş ve uydurma ayetler okurlar.
  • Şiilere göre, kişi namaz kılarken on arşın yürüyebilir. Örneğin: Hamuru hayvanın ulaşamayacağı bir yere kaldırmak üzere on zirâ (arşın) kadar yürüyebilir. Böyle bir fiil dinimizde namazı bozar.
  • Bazı Şiiler namazda yeme ve içmeyi caiz görmüşlerdir.
  • Şiiler, namazın başında “Sübhaneke” okurken “ve teâlâ ceddüke” diyenin namazının bozulduğunu iddia ederler. Keza Şiilere göre bazı sureler namazda okunmaz. Şiilerin bu inancına göre, Müslümanların kıldıkları namazlar kurallara uygun kılınmamıştır.
  • Şiilere göre, bir kimse kadını çıplak olarak kucaklasa veya eliyle erkeklik organıyla oynasa ve ucundan su (mezi) gelse abdest bozulmaz.
  • Şiilere göre, Kayıp İmam gelene kadar cuma kılınmaz. Ancak İran Devrimi sonrası, Cuma namazları politik amaçlı olarak kılınmaktadır.
 
Şiilikte her ibadet politik gösteriye dönüştürülür

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder