17 Mart 2013 Pazar

Ah İran, vah İran!

(ABDURRAHMAN DİLİPAK/Yeni Akit Gazetesi)        Esad’ın açıklamalarına, “Aklınca, şöyle bir oyun kurguluyor. Bir yandan batılılara; “Ben gidersem radikal İslam geliyor”  diyor, dönüyor, Ahmedi Nejadçılara; “Ben gidersem Amerika gelir” diyor.. Yani ölümü gösterip hastalığa razı etmeye çalışıyor..”  ifadeleri ile cevaplandırıyor Dilipak yazısında.

İşte yazısının tamamı:

“Suriye’de savaşın durdurulması için, Suudi Arabistan ve Katar’ı silahlı muhalefeti desteklemekten vazgeçirmek gerektiğini söyleyen Esad, Suriye’yi Ortadoğu bölgesinde laik ideolojisinin son kalesi olarak adlandırdı ve muhalefetin kazanması durumunda İslami radikalizmin güçleneceği ve tüm bölgeyi tehdit edeceği konusunda uyardı.”

Bunu diyen Esad’ın hamisi kim? İran!

Peki bu durumda İran ne yapmış oluyor? “Laikliğin yılmaz savunucusu ve koruyucusu radikal İslam diye tüm Sünni dünyasını karşısına alan zulüm kalesinin muhafızının muhafızlığı” nasıl bir şey oluyor..
Suriye rejiminin Rusya ile içli dışlı olduğunu biliyoruz.. Humeyni’ye göre Rusya “küçük Şeytan”dı.. İran ve Suriye “küçük Şeytan”la işbirliği yapınca bir şey olmuyor mu yoksa?..

Türkiye’nin ABD ile ilişkisi, bir uşaklıksa, Esad rejiminin ya da İran’ın Rusya ile ilişkisi ne oluyor?

İhvan, yarın eğer Tartus’un Ruslar için ikmal üssü olarak kullanılmasına izin verecek olsa, sanırım bugün seslerini çıkarmayanlar yarın İhvan’ı eleştirmek için ülkeyi sattı, emperyalizme uşaklık ediyor diye yaygarayı basarlardı.. Ama Esad yapınca!

Evin hanımı kırınca, “hayırdır inşallah” diyenler, hizmetçi kırınca, “kör müsün” diye çıkışırlarmış.. Bu hesap da o hesap işte..

Birileri İhvan’ı terörist görüyor, Esad’ı barış elçisi!

Esad’ın sözlerinin hiçbir akli temeli yok.. Esad giderse iç savaş olurmuş!

Eee, zaten Esad varken iç savaş var! Daha kötüsü olamaz ki!

Esad’ın söylediği ve İran’ın destek verdiği tek şey var: Benim diktatörlüğümü kabul etmek zorundasınız..

Aklınca, şöyle bir oyun kurguluyor. Bir yandan batılılara; “Ben gidersem radikal İslam geliyor”  diyor, dönüyor, Ahmedi Nejadçılara; “Ben gidersem Amerika gelir” diyor.. Yani ölümü gösterip hastalığa razı etmeye çalışıyor..

Erdoğan’ı PKK ile diyalog kurmakla eleştirenler, dün Ahmedi Nejat PEJAK’la anlaşırken seslerini çıkarmadılar. Bugün de Esad’ın Suriye’deki PKK yandaşlarına silah ve destek vermesine ses çıkarmıyorlar..

İran yönetimi burnunun dibindeki Afganistan’daki Amerikan işgali konusunda nedense hep sessiz kaldı.. Suriye’ye gösterdiği ilgiyi Afganistan’dan esirgedi hep.. İsrail’e meydan okumalarını hep sürdürse de, durum ortada.. Ama Esad konusunda İhvan’la hesaplaşma konusunda çok heyecanlı!

Oysa İhvan, İsrail’e karşı bugün bölgedeki en büyük güç.. Mısır, Gazze, Filistin, Ürdün ve Suriye’de İsrail’e karşı yükselen ses İhvan’ın sesi. Türkiye’nin sesi…

İran yönetimi ve onu destekleyenler, nedense Arap intifadasından ve Türkiye’nin yükselişinden çok fazla rahatsız..

Kaddafi ya da bin Ali, Hüsnü Mübarek sanki çok iyiydi?! Ya da bunların Esad’dan ne farkı var?..

Eğer Esad görevinde kalması gerekiyorsa, o zaman b. Ali’nin de, Kaddafi’nin de, Mübarek’in de görevinde kalması gerekir! Bu kişiler zaten Müslümanlara zulmeden, batının doğrudan ya da dolaylı bir şekilde uşaklığını yapan diktatörler değil mi idi? Bu zulüm iktidarlarını yıkan halkın özgürlük taleplerine, direnişine karşı nasıl bu kadar yabancı kalabilirsiniz.

Elbette muhalefet içinde her türlü insan var. Elbette batılılar bu süreçte kendi yandaşlarını iktidara getirmek için çalışacaklar. Böyle bir durumda bizim kardeşlerimize destek vermemiz gerekirken, kendi kardeşlerimizin elini – ayağını bağlama, onlara karşı bir kampanya yürütmenin nasıl bir mantığı olabilir?

Ahmedi Nejad ne yapmak istiyorsa, hem kendi iktidarına, hem ülkesine, hem de Suriye’ye zarar veriyor..

İran derin devleti ya da ulusal çıkarlarının savunuculuğunu yapmak istiyorsa da bu yol değil. Çünki bu İran’a da zarar veriyor. Müslümanlara da!

Ahmedi Nejad İran devriminin Sünni dünyasındaki itibarını yerle bir etti. Humeyni’nin kazanımlarını tüketti. Yetmedi, İran halkının temsilcisi olan parlamentoda da desteğini kaybetti, Şia’nın üst otoritesi olan Hamaney’le de ters düştü ve onun yetkilerini sınırlandırmak, Kum’u devre dışı bırakmak istiyor. Peki bütün bunlar ne için ve kimin adına.. “Kayıp Mehdi’nin gizli mesajları” bütün bu olanları açıklamaya yeter mi?

Ahmedi Nejad yeniden aday olamayacak, ama partisinin kazanması da mümkün değil. Bütün bunları yapabilen bir adam, kaybedeceğini gördüğü bir seçimi erteletmek için dilerim çılgınca bir şeyler yapmaz.. Hani bu bizdeki Ergenekoncu / ulusalcı mantıkla her şey mümkün.

 Ahmedi Nejat bana bugün Ahmet Necdet’i (Sezer) hatırlatıyor. Nejat sonrası İran ve Suriye bölge için inşallah hayırlı olur.. Selâm ve dua ile..

 06.03.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder